Tango Yapan Hatuna İkincisi Olmayacak Birinci Mektup

Sana bu satırları yazarken ben çok uzaklarda olacağım. Latife yaptım canım. Olmayacağım. Fransızlar ‘humour’ der. Gerçi onlar ‘humour’dan da anlamazlar. Sen daha iyi bilirsin. Fransalara gittin çünkü. Ben gidemedim. Edirne ciğeri yiyip İstanbul’a geri döndüm.

Pink Floyd’dan şu an adını hatırlamadığım bir şarkıyı dinliyorum. Sözlerini biliyorum ama. Adları unutuyorum. Adları unutuyor olmam atları sevdiğimden olabilir. Koşan atların peşinden koş T. Duran atların değil. Onlar zaten duruyorlar. Sen bir jokeysin. Hep ufka dikmen gerek gözlerini. Atının her nal çakışında geriye dönüp bakarsan tökezler düşersin.

Kibre gelince. Kibirli miyim bilmiyorum. John Milton’ın dediği gibi ‘Vanity is definitely my favourite sin.’

Canım yandığında tsunami dalgaları gibi çarpmayı seviyorum. Sarsmayan yazı bir boka yaramaz. ‘İnsanlar sahtekâr, herkes maskeleriyle geziyor, ah eskiden ne güzel Çamlıca’da mehtaba çıkardık’ tatavası yapmayacağım. Biliyoruz neyin ne olduğunu. Sadece nankörler. Sadece doyumsuzlar. Sadece hadlerini bilmiyorlar.

“Omnia vincit veritas” demiştik. Hakikat her şeyin üstesinden gelir. ‘Ben yapamam, beceremem’ diyenlere inat ‘Hayır ben yaparım, yapacağım da, siz de bunu göreceksiniz’ demiştim. Amcamın ‘Televizyoncu olup ne yapacaksın ulan, gel dükkânın başına geç ticaret yap’ demesinin üzerinden 10 sene geçti. Trilyonlar kazanıyor ama ne halt edeceğini bilmiyor. ‘Ne yapayım Kadir?’ diye bana soruyor. ‘Ne bileyim ulan dünyayı gez işte’ dedim. ‘Ulan mı?’ dedi. ‘Ulan’a takıldı mesela. Büyük olduğu zehabına kapılan insanlar ne küçük detaylarda boğuluyor değil mi?

Çok mu ‘intime’ konuşuyorum acaba? Bu bir otobiyografi değil ki. Kalb-i siper-i saika diye bir şey var. Kalpten kalbe paratoner gibi bir anlama tekabül ediyor. Sen yazdın, ben konuşmuyorum, başka biri içimden fısıldıyor. Radyo-TV’yi kazandım, bıraktım. Güzel Sanatlar’a girdim, bıraktım. Fars Dili ve Edebiyatı’nı kazandım, onu bırakır gibi oldum, sonra yine sarıldım. Bırakacak mıyım? Bu defa değil patron, bu kez değil. Artık zarlar hep yek gelmeyecek.

Gazeteciliği kitaplardan, televizyonculuğu akademisyenlerden öğrenmedim. Babam esnaftı, tekkesinde piştim. Garsonluk yaptım, baba parasıyla karşısına oturttuğu hatunlara caka satanlara barlarda viski getirdim. Cintonik isteyip ‘Lan bunun cintoniği az olmuş’ diyen hıyarların suratına ‘Al sana cintonik’ deyip bardağı suratına boca ettim. Kitapta yayınlanan makaleme, yaptığım onlarca röportaja, dergilerde, gazetelerde çıkan yazılarıma rağmen yaptığım hiçbir işten gocunmadım. Yaşadığım yanıma kârdır.

Hep gönlüm yârda, aklım kârda oldu. Yaşayışta materyalist, hissiyatta maneviyatçı. Doğuyla batı arasında dümenini şaşırmış gemi. Atlas Okyanusu’nun ortasında kendisine ada arıyor. Tam buldum sanıyor, bir bakıyor, ada değilmiş gördüğü. Serap bile değilmiş. Aslında öyle bir şey hiç yokmuş.

Al Pacino, ‘Heat’ filminde kendisini yakında aldatacak olan karısından şu lafı işitir;

‘Neden bu kadar öfkelisin?’
‘Öfkeme tutunmak zorundayım. Bu beni diri tutuyor. Bu yüzden ayakta kalabiliyorum.’

O kadar yoruluyorum ki yaşarken. Medyanın hissiz zorbalıklarına tahammül etmeye çalışıyorum. Her geçen gün içim başka notalar basmaya başlıyor. Evime geldiğimde huzur bulabiliyorum ancak . Sonra kendimi ‘Benim burada ne işim var ulan?’ derken buluyorum. Ne diyordu İncil’de: “Halbuki vermesini bilmeyenler alamayacaklardır.”

Ne kadar zorlaştırıyoruz her şeyi. Kendi kendimizi abandone etmekten Nişantaşı kokonalarına döndük. Çok şey istemek değildi maksadım. ‘Huzur arıyorum, mutluluk arıyorum’ diyen kişisel gelişim kitabı müptelası abullabutlara bütün uzuvlarımla gülüyorum. Aradığım bir şey yok. Amaç mı? Ne amacı? Tek bir şey biliyorum; yaşıyorsam, yapacağım şeyler vardır.

Bir gönüle girebilmek. Bir kalbi kazanmak. O kalple birlikte yoğrulmak. Project House’un kreatif direktörüyle yaptığım iş görüşmesinde ‘HSBC’nin yıllar önce yaptığı bir reklam vardı, hatırlıyor musun?’ dedim. ‘Hayır’ dedi. ‘Bak’ dedim, dünyanın belki de kapitalle en çok sevişen bankası bile ‘Evdeki huzur, zenginlik budur’ mottosuyla yapmıştı reklamını. Bu ne demektir biliyor musun? Aslında hepiniz sahtâkarsınız. Alamadım işi. Alamadığım onca şey olduğu gibi. İyi ki de almamışım.

Kendi yolunda ilerlemek gibisi var mı? Kendini gerçekleştirmenin yolu klasik feminizm geyiğiyle ‘kendi ayakları’ üzerinde durman değildir ama. Beraber olabilmektir. Birlikte adım atabilmektir. Kibir benim büründüğüm kaftan. İçinde aba var. Abanın altında sopa var. Gerektiği yerde çıkarıp vuruyorum, hepsi bu.

İsmet Özel’in ‘Bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık’ demesi gibi. Benim ‘Akordu bozuk sazların tamircisi ünvanı kartvizitimde yazmaz, kendimi takdim edeyim; galib olan bu yolda mağlub bir kumarbaz’ demem gibi. (Ah, bu da mı kibir acaba?)

‘Fayrap’ sevişmeler gerilerde kaldı. Şimdi ‘quickie’ oldu adı. Plazalara tevarüs ettik. Teneşir taksitle o ayakkabıyı almazsak rahat edemiyoruz. İphone çıktı, hadi 6’sını alalım. 64 gb kesmedi, 128’i yok mu? Var aslanım var, 500’ü de var. Ne yeter sana? Cigabaytlarla yaşamını ölçecek kadar dangalak mısın?

Bütün bu gevelemelerim aslında neyi işaret ediyor? Sıkılıyorum T. Çok sıkılıyorum. Surat asmıyorum, eğlendiriyorum insanları. ‘Entertainment’ çağında değil miyiz? Hadi, eğlendir bizi. Güldür. İyi hissettir. İyi vakit geçirelim. İyi olan ne varsa yapalım. Peki bu kadar mı? Pazar sabahı sevişmelerine mi kaldı bütün sanatçı taifesi? Koko çekip, esrarın ucuna asıldıktan sonra mı bulacaklar gerçeği?

Gerçek burada. Tam karşında. Başka hiçbir yerde değil. İşte o yüzden sana yazının bidayetinde demiştim ki ‘Omnia vincit veritas.’

Bu, hayatımda yazdığım en tuhaf yazıydı.

Kadir SARIKAYA

twitter.com/SarikayaKa

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s