Meçhul Kadın Ağıtı

Eskiden kadınlar üzerine çok analiz yapardım. Daha doğrusu yapmaya çalışırdım. Anlaşılmaz olduklarına kanaat getirdiğim günden beri aklımın iplerini saldım. Artık devir ‘sevgiyi belli etmeme’ devri. Kaçak güreşme devri. Yalan söyleme devri. Belki de becerip kaçma devri. Kurnazlık devri. Dalavere devri. (Bak bu laf fonetik açıdan güzel oldu) Dalavere devri. Dalavere devri. Dalavere devri. Üç defa söyleyince Joker gelip ‘Why so serious?’ deyip ağzına bıçak sokuyormuş. ‘Bu yaralar nasıl oldu biliyor musun, sana hikâyemi anlatayım mı?’

Escortun yatağına girdiğinde bile ona ‘kadın’ muamalesi yapan adamlar. Yani onun da bir ruhunun ve kalbinin olduğunu bilen adamlar. Yıllar önce Rus bir escortla otel odasında buluşmuş, hiç sevişmeden iki saat sohbet etmiştim. Ukrayna’da bir kızı varmış, sonra ölmüş. İzmir’de para kazanmaya çalışıyormuş. Hayatı buydu. ‘Sen Rus erkeklerine benziyorsun ama onlar gibi kaba değilsin, bir de yüzün esmer’ demişti. Hatırımda kalan tek şey bu.

Kadınlar hususunda (kadınlar diyerek genelleme yapıyorum değil mi) söyleyeceğim şeyleri Platon iki bin sene önce söylemiş zaten. Oscar Wilde da ‘Kadınları anlamaya çalışmayın, sadece sevin. Kadınlarsa erkekleri sadece anlasınlar, sevmeseler de olur’ diyerek noktayı koymuş.

Oscar Wilde hapisteyken, Reading Zindanı Baladı adıyla maruf harika şiirlerinin arasında ‘Oysa herkes öldürür sevdiğini’ ismiyle bir inci parçası bırakmıştı tarihin yaprakları arasına. Hikâyesi bin yıl sürecek. Hiç eskimeyecek. Gelecek kuşaklar da bu şiirle sükun bulacaklar. Sonradan bu Ramiz Dayı geyikleriyle paçavraya döndü ama ben bir kez daha hatırlatayım.

oysa herkes öldürür sevdiğini
kulak verin bu dediklerime
kimi bir bakışıyla yapar bunu
kimi dalkavukça sözlerle
korkaklar öpücükle öldürür
yürekliler kılıç darbeleriyle
kimi yeterince sevmez
kimi fazla sever
kimi satar kimi de satın alır
kimi gözyaşı döker öldürürken
kimi kılı kıpırdamadan
çünkü herkes öldürür sevdiğini
ama
herkes öldürdü diye
ölmez…

Ruhlar çıfıt çarşısına dönmüş artık. 21.yüzyıl. Her şeyin olduğu ama bu kadar varlık içinde mutsuzlukta zirveye oynayan ahmaklar sürüsü. Nankörlüklerinin farkına yaş 35’e gelince varıyorlar. İş işten geçmiş oluyor tabii. Nerede o sevgililerinden aylarca haber alamayıp mektup gözleyenler? Onlar çoktan tarih oldular. Gökyüzünde belki birer yıldızlardır şimdi. Hani Sezen Aksu’nun ‘Oturup yıldızlardan bakalım dünyadaki resmimize’ dediği yerdedirler.

Sonra berdevam. Sonra müstemirren bombok, ruhsuz sevişmeler ve 40’ında çökmüş bir hayat. Öngörü mü demiştin. Al sana öngörü. Duvarına mı asarsın, aklına mı çakarsın, orası sana kalmış.

Kadir Sarıkaya

twitter.com/SarikayaKa

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s