Modern Çağın Özgür Köleleri

Aşkın yakıtı özlemdir. Gençliğin heyecan. Evliliğin tahammül. Politikanın bazen yalan. Bazen makyavelizm. Bazen pragmatizm. Bazen konformizm. Bazen hiçbir şey. Bazen işler sadece olması gerektiği gibi yürür. Senin müdahalelerin işe yaramaz.

Ya içinde nefes tükettiğin toplumun yakıtı ne? ‘Bir olma duygusu’ mu? Artık böyle düşünmüyorum. Toplum diye bir şey yoktur, tek tek bireyler vardır diyordu bir İngiliz politikacı. Artık bireyler bile yok. Sanal gerçeklik var. Facebook’tan yaptığın siyaset, Twitter’dan kustuğun analizlerin var. Y kuşağı tabiriyle öyle analiz manaliz ‘kasacak’ zihinsel faaliyetlerden yoksunsan eğer Instagram var. Selfie çek, Retrica’yla parlat, sonra like bekle, kasabın önünde ciğer bekleyen kedi gibi. Asla doyurulmamış ruhunu sanal gerçeklikle takviye et. Başka türlüsü mümkün değil. Başka türlü ölürsün. Başka türlü ızdıraplara gark olursun. Başka türlüsü ‘anarşik’ neyim olursun, ‘kötü arkadaşlar’ edinirsin, aman yavrum eroine alıştırırlar (eroin mi kaldı, artık bonzai var), içkine ‘ap’ atarlar (hap değil ap).

‘Toplum’ kelimesinin bir karşılığı yok artık. Toplum içi boş bira bardağı. Dibi tutmuş pilav. Demlene demlene katrana dönmüş çay. Filtresine kadar içilmekten tadı leş gibi olmuş sigara. Havalandırılmamış ev. Yıkanmamış bulaşıklar. Toplum kendi kendini yedi, bitirdi. Geriye birey halinde yüzbinlerce iskelet kaldı.  Her akşam işlerinden evlerine, olmadı iki tek atmaya bir yerlere karşı konulamaz güdülme dürtüleriyle akın eden milyonlarca basmakalıp insan. İnsan mı dedim? Gönüllü modern köleler. Maaş yatmış mı? Yatmış. E o halde haydi bunu ıslatalım. Yılın çok küçük bir bölümünde iyi yaşamak için yılın çok büyük bir bölümünde hayatımızı, vaktimizi, benliğimizi kiraya veriyoruz. Bunun adına modernite ‘çalışmak’ diyor, inanmayın siz. Adıyla sanıyla prangasız mahkumiyettir bunun adı. Başka türlü açıklanamaz, hatta açıklanabilemez.

‘İnsan sevdiği işi yapıyorsa çalışmış sayılmaz’ diyordu Evropa’dan birileri. Ben ezelden beri hep sevdiğim işi yaptım. Tanrı’nın yamacına aldığı kullarındanım. Buna rağmen dar kalıpların arasında sıkıştırılmış hissettim kendimi. Sevdiğim işin bile beni sınırlandırdığını görünce dünyada ‘sevilen iş’ diye bir şeyin olmadığını nihayet anladım.

Metrodan çıkıp nereye yürüyoruz? O otobüs bizi nereye götürüyor, ne yapmaya? O çok önemli işimiz ne? O taksiye binip ‘Nereye gidelim’ istiyoruz? Amaçsızlığımıza amaç arıyoruz. Bunu söylemek size çok zor geliyor, korkutuyor, biliyorum. Bu amaçsızlığı bir kere fark etseniz depresyonlara, bunalımlara, intiharlara sürükleneceksiniz, bu yüzden çaktırmıyorsunuz. Çaktırmamak için de ‘Reiki öğrendim şekerimler’, ‘Burada sergi varmış canımlar’, ‘Abi sıcak şarap içelimler’ bizi kuşatıyor. Fatih’te nargile içmekten, Taksim’de kafaları çekmekten, AVM’lerde bowling oynayıp eğleniyormuş gibi yapmaktan bıkmadık mı?

Eskiden olsa, bütün sene çılgınlar gibi çalışıp borçsuz tatile gidenler, şimdi 10 günlük kıytırık tatil için kredi kartına 12 taksit yaptırıyorlar. Yaptığın tatilin bedelini önümüzdeki yıl ödüyorsun. Finans-kapitalin sivri dişli vahşileri seni hayatın bir adım gerisinden gelmeye mecbur bırakıyor. Geçen sene sürdüğün sefa gelecek sene seni tırmalıyor.

Bir hücrede, ayağında prangalarla, paslı zincirlerle bağlı olsan, hiç olmazsa mahkumiyetinin bilincinde olur, çilesini çekersin. Çünkü zincirler gerçektir, prangalar orada durmaktadır. Dokunabilirsin onlara. Somutturlar ve sapına kadar hakikidirler.

İşin kötü yanı ne biliyor musun? Postmodern şehir yaşamı seni öyle bir zincire vurmuş ki kıpırdayacak bir metrakere yerin olmadığı halde her yere gidebileceğini zannediyorsun. İşin daha da kötü yanı ne biliyor musun? Gideceğin onca yer olduğu halde hiçbir yere gidemeyeceğinin farkındasın ama yine çaktırmıyorsun. Daha daha kötü yanı ne biliyor musun? Keşke prangalar ve zincirler görünür olsaydı. Hiç olmazsa onlardan kurtulmanın yollarını arardın. Şimdi prangalar ve zincirler bize Wİ-Fİ ile bağlı. Görünmüyorlar. Ama her yanımızdalar. Kurtulamıyorsun! Kurtulamayacaksın! Kurtulamazsın!

Modern insan diye bir şey yoktur, modern toplum diye bir şey olmadığı gibi. Son modern insan bilgisayarın icadından önce öldü. Biz başka bir formuz. Metamorfoza uğramış varlıklarız artık. İnsan görünümünde ama güdümlü çalışan yarı robotik mekanizmalarız. Akıllı telefonlarımız, tabletlerimiz, laptoplarımız yüzünden hayatı ıskalıyoruz gibi bayatlamış geyikleri yapmayacağım. Ben de akıllı telefon kullanıyorum. 16 yaşındayken hayatımın ilk aşkından ayrıldığımda yaşadığım duygusal boşluğu telefonumu kaybettiğimi sandığım zamanda yaşamamıştım. Öyle bir panik hali ki, beni kendimden utandırdı. Ne yapıyordum ben? Kıçıkırık bir telefon işte, değil mi? Beni öpebilir, sarılabilir, sevişebilir mi benimle? Bir bok yapamaz halbuki.

Nesneleri tanrılarımız yaptık, icad ettikçe tapıyoruz. Helvadan putlar yapıp yiyen eski çağın cahilleri bizim yanımızda solda sıfır kaldılar. Bu halimizi görseler nereleriyle gülerlerdi, organ tahminlerini size bırakıyorum.

Biz seyirciler bu tiyatrodan çok sıkıldık. İçimizden ‘Durdurun bu saçmalığı, ne yapıyorsunuz siz yahu?’ diyecek bir uyanık çıkmadığı için de zoraki seyre devam ediyoruz. Oyun bittiğinde çok pişman olacağız. ‘Bu kepazeliğe nasıl katlandık?’ diye hayıflanacağız.

Boşverin bütün bunları şimdi. Haftasonu bilmem nerede falancanın konseri varmış, gidelim mi? Gidelim anasını satayım. Maaş yatmış çünkü. Gidelim ve birkaç saatliğine kablosuz ağlarla çevrilmiş zincirlerimizi çözermiş gibi yapalım.
Hamster gibi tekerleği çevirmeye devam. Kafesin üstünden de havucu sarkıtıyorlar. Havuca ulaşmaya çalışıyoruz. Tekerleği çevirdikçe havuç bizden uzaklaşıyor. O uzaklaştıkça biz daha hızlı koşuyoruz.

Aslında havuç yokmuş meğer. Kandırılmışız.

Kadir SARIKAYA

twitter.com/SarikayaKa

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s